ANLATAYIM HAKİM BEY! 

1980’ler ile 1990’lar. 

Köyde elektrikler sık sık kesiliyor. 

Televizyon, tek kanal çekiyor.

Radyonun antenini ayarladın ayarladın. Ayarlayamadın cızırtıdan başka bir şey yok. 

Çocuğum enerji tavan. 

Öyle sepet sepet oyuncakta yok. 

Çık bahçeye, koştur,

Salıncakta sallan, 

Yetmezse ağaca tırman. 

Bahçede oyna oyna nereye kadar. 

Koştururken herhalde yere çok düştüm.

Ağaca tırmanırkende sanırım kafamı çok çarptım.

Bozdum kafayı kitap okumakla. 

Okudukça dedim “Ne güzel dünyalar var öyle.” 

Okumak yetmeyince başladım düşünmeye.

“O neden oldu? Şu nerden geldi? Bu ne demek istedi?” Derken oldum mu sorgu meleği. 

O sorunun cevabı ara, sonra yine soru sor, düş bununda cevabın peşine. 

Baktım bu işin sonu yok. 

Bir süre sonra okuduklarımıda unutuyorum. 

Başladım yazmaya. 

Yazmak ne güzel şeymiş öyle. 

Üç kelimeyle anlat her şeyi. 

Konuştuğunda anlamayanlar şıp diye anlasın seni. 

Okuyup yazmak kana karıştı bir kere. 

Beyinde desen kırk soru, kırk düşünce. 

Kim ne yapsın başka işi?

Salla başı al maaşı bozar beni. 

Bünye zaten hareketli. 

Kanda gençlik ateşi. 

Kim tutar beni? 

Aldım kellemi koltuğun altına. 

Başladım bu işe. 

Yalan yok hoşumada gitti. 

Oku, yaz, konuş, sor derken. 

Herhalde fazla sormuş olacağım. 

Gösterdiler mahkemeyi. 

Neyse bunada şükür. 

Kaderde gitmekte var gasihaneye. 

Suçum varsa kır kalemi.

Seve seve girerim içeri.

Dışarısı, içerisi farketmez. 

Kimse durduramaz düşünceyi.

Ben yazmayı severim hakim bey. 

Bu seferde içerden söylerim, söyleyeceklemi. 

Benzer Videolar