BANKOĞLU’NDAN BAKANLARA İSTİFA ÇAĞRISI!
CHP Bartın Milletvekili ve TBMM Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonu Üyesi Aysu Bankoğlu, Kahramanmaraş’ta bir okulda yaşanan ve tüm ülkeyi yasa boğan vahşi saldırının ardından sert bir açıklama yaptı. Bankoğlu, çocuk suçluluğundaki patlamanın ve okullardaki güvenlik zafiyetinin bir numaralı sorumlusu olarak gördüğü Milli Eğitim Bakanı ile İçişleri Bakanı’nı derhal istifaya çağırdı.
‘ACININ SİYASETİ OLMAZ’ DİYENLER, BU CENDERENİN MİMARIDIR!
Kahramanmaraş’ta 9 çocuğu okulda kaybettik. Yüreğimiz yanıyor; çocuklarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır ve başsağlığı diliyorum. Bu yaşanana "münferit olay" diyemeyiz; çocukların okul bahçesinde şiddetin kurbanı olması, bu ülkenin en büyük utancıdır.
Cumhurbaşkanı ve ortağı Bahçeli her facia sonrası aynı nakaratı okuyor: ‘Acının siyaseti olmaz’, ‘Siyaset malzemesi yapmayın’. Madenlerde canlarımızı yitiriyoruz, aynı cümle; depremde on binlerce insanımızı ihmallerinize kurban veriyoruz, aynı cümle; kadınlar katlediliyor, doktorlar, öğretmenler öldürülüyor, yine aynı cümleler. Açıkça ilan ediyoruz: Bu ölümlerin hepsi siyasetin tam göbeğindedir. AKP’nin ilmek ilmek işlediği o kokuşmuş adalet, eğitim ve aile politikalarının sonucudur bu. Cinayetin, tehdidin, gaspın normalleştirildiği; fikrini söyleyenin terörist ilan edildiği ama suç makinelerinin sokaklarda elini kolunu sallayarak gezdiği bir vaha yarattınız. Sizin Türkiye’yi içine soktuğunuz bu cendere, çocuklarımızı birer birer yutuyor!
YOKSULLUK ÇOCUKLARI ÇETELERİN KUCAĞINA İTİYOR!
Yoksulluk sınırının 106 bin 800 lira, açlık sınırının 33 bin lira olduğu bir ülkede, çocukların yeterli beslenemediği bu korkunç sefalet ortamında hangi huzurdan bahsediyorsunuz? Ailesi aç, kendisi umutsuz, sokaklarda ise her yaştan suçlunun cirit attığı bir ülkede; çocukları uyuşturucu çetelerinin, karanlık odakların insafına terk ettiniz. Uyuşturucunun her köşebaşında satıldığı, tanıdığı olanın yasaları rahatlıkla deldiği bu düzende en büyük zararı da en savunmasız olanlar, yani çocuklar görmektedir.
SORUN GÜVENLİK POLİTİKALARI DEĞİL, SİSTEMATİK EĞİTİMSİZLEŞTİRMEDİR!
Yaşanan bu felaketlerin ardından sunulan güvenlikçi yaklaşımlar çözüm değildir. Sorun sadece polisiye tedbirlerin veya güvenlikçi politikaların eksikliğiyle açıklanamaz. Bir ülkede yüz binlerce polis, bekçi, güvenlikçi varsa orada güvenliğe dair bir eksikliğin olduğu açıktır. Daha fazla güvenlikle bu sorunlara kalıcı çözümler üretilemez. Kaldı ki, Adli Sicil İstatistikleri’ne göre geçen yıl 497 bin 162 çocuk hakkında 683 bin 823 suç için Cumhuriyet Başsavcılıklarınca soruşturma yapıldı. Güvenliğe milyarlar yatırılan AKP Türkiye’sinde yüz binlerce çocuğun adli sisteme girmesi da sorunun güvenlikte olmadığını göstermektedir. Bu yaşananlar; yıllardır süregelen bilinçli bir eğitimsizleştirme hamlesinin, çocukları okuldan koparan politikaların, suç yapılarına ve çeteleşmeye bilerek göz yumulmasının ve devletin her kademesindeki denetimsizliğin acı bir ürünüdür. Çocukların yaşadığı bu korkunç süreci daha fazla güvenlikle değil, adaleti ve nitelikli eğitimi tesis ederek durdurabilirsiniz.
ÇOCUKLARI SOKAKTAKİ VAHŞETE TESLİM ETTİNİZ!
Türkiye’de yıllardır sistematik politikalarla eğitim bitirilmek istendi; eğitim sistemi MESEM adı altında çocuk işçiliği yuvasına çevrildi. Çocuklar okuldan, öğretmenden, rehberlikten koparılıp denetimsiz atölyelere, çetelerin hedefi olan sokaklara mahkum edildi. Nesilleri akıl ve bilim dışı metotlarla, ideolojik dayatmalarla zehirlediler. Bugün okullardan sokaklara taşan olaylar, basitçe bir psikolojik buhranla veya ailenin ilgisizliğiyle değerlendirilemez. Planlı, tasarlanarak işlenen cinayetlerden söz ediyoruz.
BAKANLAR DERHAL İSTİFA ETMELİDİR!
Okulların güvenliğini sağlayamayan, çocukları suça ve uyuşturucuya karşı koruyamayan, eğitim sistemini çökerten bir Milli Eğitim Bakanı o koltukta bir dakika bile oturmamalıdır! Sokakları çetelere, uyuşturucu baronlarına teslim eden, çocuk suçluluğuna sadece seyirci kalan bir İçişleri Bakanı bir dakika bile o koltukta bulunamaz. Bu bir ülke adına büyük bir utançtır. Çocukların kanı üzerinden "siyaset yapmayın" sözlerini kabul etmiyoruz. Sizin yarattığınız bu çürümüş düzenin, bu siyasi bataklığın hesabını sormadan hiçbir şey değişmeyecek.”